Bozuk saatin ritminde,
Şarabın içine düşüyorum,
Tüm diğer yağmurdaki itler gibi.
Taksiye binmek yerine sırılsıklam yürüyoruz.
Kapının önü yağmurdaki itlerle dolu,
Ben de onlardan biriyim, tabi ki.
Ah! Nasıl dans ederim, geceye inanmışken?
Her şeyi yaşamışken rüyada.
Ah! Nasıl dans ederim, burada?
Senin güneşinden uzakta,
Biz hiç bir zaman kendimizi düşünemeyiz.
Rakı işlerken iliklerimize kadar, huysuz ve tatlı,
Sevmediklerimizin canına ot tıkarız,
Tüm yağmurdaki itlerle beraber.
Harap olmuş bir trenle senin şehrine gelirim,
Lütfen, şemsiyemi bana ver yağmurdaki itler için
Çünkü ben de onlardan biriyim.
Ah! Nasıl dans ederim, gülümü dermişken ecnebinin biri?
Ve aklımda senin kara saçların, kömür gibi.
Ah! Nasıl dans ederim, her bir taraftan yankılanırken kulağıma sesin?
Tekrar koynuma alamayacaksam seni!
Çeviren: Solid
eksik dualarımız üstüne söylendi şiirler; toprak testilerde tamam oldu ellerimiz. kodu gitti ok meydanını kemankeş türkü düzer oldu şahinlere. dedim: er kişiye vergidir sevdalar.
Yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Şubat 2011 Cumartesi
5 Ocak 2011 Çarşamba
Beynimi saçtım
yağmur yağdı, gene damlar boyandı sellukalar uyandı...
Nedense hep böyle başlıyor hikayelerim. Önce inceden bir yağmur, gri kapalı bir hava, esen ama üşütmeyen bir rüzgar. Hisarüstündeyim yine. Hayatımda değer verdiğim ve kaçtığım neredeyse her şeyin orada bulunması, yan yana durmaları, oraya her seferinde biraz daha yaklaşıp sonra kopmam. Büyüye inanmıyorum ama kedilerin kaderle bir alakası olduğu kesin.
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Aynen böyle bir gün işte sen koşarak geliyorsun kapıya ben oradayım. Elimde bir mektup. Yağmur bu zira güven olmaz kesilir birden bire. Öyle de oluyor. Kesiliyor yağmur birden sen mektubu alıp kaçıyorsun cennet bağlarına. 6 ay kuraklık.6 ay şarkılar.
fige ki ase me na apomeino monos mou
fige ki ase me na lionei o ponos mou
kai mi noiazesai ti tha gino sti zoi
fige ki ase me i kardia mou kaei
İçime doğanlardan çok korkuyorum. Nereden bilebilirdim ki inanarak söyleyince tanrının yunanca da kabul ettiğini. O günden beri anlamını bilmediğim şarkıları söylemem ve o günden beri denizi bir başka severim.
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Sen hayal ediyorsun, büyüyorsun bir yerlerde. Ben durup düşünüyorum her seferinde. Ulaşacak gücüm yok sanma sakın ama anlatacak gücüm yok derinlerde.
sana ancak böyle şarkılarımla
seslenirim o zaman
kulağın çınlarsa
bari sen anla
başka yolu yok inan
Nedense hep böyle başlıyor hikayelerim. Önce inceden bir yağmur, gri kapalı bir hava, esen ama üşütmeyen bir rüzgar. Hisarüstündeyim yine. Hayatımda değer verdiğim ve kaçtığım neredeyse her şeyin orada bulunması, yan yana durmaları, oraya her seferinde biraz daha yaklaşıp sonra kopmam. Büyüye inanmıyorum ama kedilerin kaderle bir alakası olduğu kesin.
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Aynen böyle bir gün işte sen koşarak geliyorsun kapıya ben oradayım. Elimde bir mektup. Yağmur bu zira güven olmaz kesilir birden bire. Öyle de oluyor. Kesiliyor yağmur birden sen mektubu alıp kaçıyorsun cennet bağlarına. 6 ay kuraklık.6 ay şarkılar.
fige ki ase me na apomeino monos mou
fige ki ase me na lionei o ponos mou
kai mi noiazesai ti tha gino sti zoi
fige ki ase me i kardia mou kaei
İçime doğanlardan çok korkuyorum. Nereden bilebilirdim ki inanarak söyleyince tanrının yunanca da kabul ettiğini. O günden beri anlamını bilmediğim şarkıları söylemem ve o günden beri denizi bir başka severim.
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Sen hayal ediyorsun, büyüyorsun bir yerlerde. Ben durup düşünüyorum her seferinde. Ulaşacak gücüm yok sanma sakın ama anlatacak gücüm yok derinlerde.
sana ancak böyle şarkılarımla
seslenirim o zaman
kulağın çınlarsa
bari sen anla
başka yolu yok inan
Etiketler:
Ada Vapuru,
Büyük Ada,
Can Yücel,
Cennet Bağları,
Düzyazı,
Ezginin Günlüğü,
İncesaz,
Kapı,
Kedi,
Kuşlar,
Mayıs,
Selluka,
Yağmur,
ΦΥΓΕ ΚΙ ΑΣΕ ΜΕ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)